Onureroglu olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Aşı olan bebekler neden yıkanmaz” konusunda sizin yanınızdayız. Aşı Olan Bebekler Neden Yıkanmaz? Bebeklerin aşılanması, her ebeveynin hayatında büyük bir dönüm noktasıdır. Hem kendi sağlığı hem de toplumun sağlığı için kritik bir adım olmasının yanı sıra, bu süreç aynı zamanda bir dizi yeni soruyu da beraberinde getirir. Özellikle yeni doğanlar ve bebeklerle ilgili sıkça karşılaşılan bir soru var: Aşı olan bebekler neden yıkanmaz? Bu konu, birçok ebeveynin kafasında soru işaretleri yaratmış ve bazen gereksiz bir kaygıya dönüşmüştür. Oysa ki, bu davranışın arkasında yatan mantık, hem fiziksel hem de tıbbi olarak anlaşılabilir. Aşı…
Yorum BırakEtiket: bir
Merhaba! Onureroglu sayfasına hoş geldiniz. Bugün gündemimizde “Kohen ailesi ne iş yapar” var. Kohen Ailesi Ne İş Yapar? Tarihsel Bir Soyun Günümüze Yansıması Kentsel bir gözlemle başlamak İstanbul’da sabahları metrobüse bindiğimde en çok dikkatimi çeken şey, insanların birbirinden ne kadar farklı hayatlar taşıdığı. Aynı vagonda yan yana duran bir üniversite öğrencisi, bir market çalışanı, bir avukat ya da bir göçmen işçi… Herkes kendi hikâyesiyle orada ama aynı sıkışıklığın içinde nefes almaya çalışıyor. Sivil toplumda çalışan biri olarak bu çeşitliliği yalnızca sosyolojik bir veri gibi değil, yaşayan bir gerçeklik olarak görüyorum. Son zamanlarda insanların ilgisini çeken konulardan biri de “Kohen ailesi…
Yorum BırakDeterminist ne anlama gelir? Her şey gerçekten önceden mi yazıldı? “Determinist ne anlama gelir?” sorusu ilk bakışta felsefe dersinde sıkıcı bir başlık gibi durabilir. Ama işin içine biraz kafa yormaya başlayınca, aslında gündelik hayatın tam ortasına oturan, rahatsız edici derecede güçlü bir fikirle karşı karşıya kalıyoruz. Determinist olmak, en basit tanımıyla şunu kabul etmek demek: Evrende olup biten hiçbir şey rastgele değildir. Her olayın bir nedeni vardır ve bu nedenler zinciri geriye doğru sonsuza kadar uzanır. Yani şu an verdiğin karar bile, geçmişte yaşanan sayısız olayın zorunlu sonucudur. Kulağa biraz soğuk geliyor, değil mi? Çünkü bu bakış açısı, “özgür irade”…
Yorum BırakOnureroglu ekibi olarak “Hilmi’nin sevgilisi kim” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere! Eski Fotoğrafların Ardındaki Sessizlik Bugün sizlerle “Hilmi’nin sevgilisi kim” konusunda işinize yarayabilecek bilgileri paylaşacağız. Kayseri’nin serin bir akşamında, evde otururken birden eski bir fotoğraf albümüne rastladım. Tozlu köşelerden çıkmış, sararmış sayfaların arasında Yavuz’un dedesinin fotoğrafı duruyordu. Gözlerim bir an dondu; içimde tanımlayamadığım bir hüzün ve merak aynı anda yükseldi. “Yavuz’un dedesi kim?” sorusu, yıllardır cevapsız kalan bir düğümü hatırlattı bana. O an, kendimi bir yolculuğa çıkmış gibi hissettim; sadece fiziksel değil, ruhsal bir yolculuktu bu. Albümün sayfalarını çevirdikçe, dedesinin hayatına dair ipuçları yavaş yavaş…
Yorum BırakGöz Görme Oranı Kaç Olmalı? Öğrenmenin Görsel Derinliğine Pedagojik Bir Bakış Bir eğitimci olarak her zaman şunu düşünürüm: Öğrenmek yalnızca bilmek değildir; görmek, fark etmek ve anlamlandırmaktır. Göz, öğrenmenin ilk penceresidir. Çocuk bir harfi tanıdığında, öğrenci bir tabloyu analiz ettiğinde ya da yetişkin bir yüz ifadesinden anlam çıkardığında; aslında bilgi, görsel algı yoluyla şekillenir. Peki, göz görme oranı kaç olmalı? Bu soru ilk bakışta tıbbi bir merak gibi görünse de, aslında eğitimin özüne dokunan bir sorudur: Ne kadar görüyoruz, ne kadar anlıyoruz? 1. Görmenin Öğrenmedeki Rolü: Bilgiye Açılan İlk Kapı Görsel algı, öğrenmenin en güçlü bileşenlerinden biridir. Eğitim bilimlerinde yapılan…
4 YorumGörsel Öğrenme Stili Nasıl Çalışır? Zihnin Görsel Haritalarını Anlamak İnsan zihni, binlerce yıldır görsellerle düşünmeye programlıdır. Mağara duvarlarındaki resimlerden modern infografiklere kadar, bilgi her dönemde görsel bir forma bürünmüştür. Bu tarihsel süreç, öğrenme biçimlerimizin kökenini de aydınlatır. Görsel öğrenme stili, bilgiyi kelimelerden çok görüntüler, renkler, şekiller ve mekânsal ilişkiler üzerinden işleyen bir öğrenme yaklaşımıdır. Bilişsel psikolojiye göre görsel hafıza, insan beyninde en güçlü bellek türlerinden biridir. Çünkü görseller, sözel bilgilere göre daha geniş bir sinirsel ağda işlenir. Bu durum, öğrenme sürecini hem daha kalıcı hem de daha anlamlı hale getirir. Tarihsel Arka Plan: Görselliğin Öğrenmedeki Yeri Görsel öğrenmenin kökenleri, 20.…
4 YorumGörme Olayı Nasıl Gerçekleşir? Işığın, Bilginin ve İnsanlığın Tarihsel Yolculuğu Bir tarihçi olarak geçmişi anlamaya çalışırken, bazen en sıradan görünen olguların bile derin bir tarihsel serüveni olduğunu fark ederim. “Görme olayı nasıl gerçekleşir?” sorusu, ilk bakışta bir biyoloji konusu gibi görünse de aslında insanlığın bilgiyle, ışıkla ve algıyla kurduğu ilişkinin özüdür. İnsan, görmeyi öğrendikçe dünyayı anlamış; dünyayı anladıkça da kendini yeniden tanımlamıştır. Bu yazı, görme olayının yalnızca fizyolojik değil, tarihsel bir süreç olduğunu anlatan bir yolculuğa davet ediyor. Işığın Keşfi: Görmenin İlk Adımı İnsanoğlu tarih boyunca ışığın doğasını anlamaya çalıştı. Antik Mısır’dan Yunan filozoflarına kadar birçok uygarlık, görme olayını farklı…
8 YorumFilinta Hangi Ülke? Psikolojik Bir Mercekten Bakış İnsan davranışlarını çözümlemeye çalışan bir psikolog olarak, bazen en ilginç soruların bile zihnimizde derin izler bıraktığını fark ediyorum. Filinta hangi ülke diye sorduğumuzda, bu sorunun ardında birden çok psikolojik boyutun gizli olduğunu hissediyorum. İnsanların bir terimi, ismi ya da yer ismini hangi bağlamda duyduğu, hangi duyusal algılarla ilişkilendirdiği, tamamen içsel bir dünya ile alakalıdır. Bu yazıda, “Filinta hangi ülke?” sorusunu, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarında analiz ederek, okurların kendi içsel deneyimlerini sorgulamaya davet edeceğim. — Filinta: Bir Dizi Kültürel Bağlantı Filinta, aslında Türk televizyon dizisi olan ve 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda geçen…
4 YorumGirift Olmak Ne Demek? Toplumsal Yapı ve Bireysel Etkileşim Üzerine Bir Sosyolojik Analiz Girift Olmak: Sosyolojik Bir Kavramın Derinliklerine Yolculuk Bir sosyolog olarak toplumsal yapıları, bireylerin ve grupların birbirleriyle kurdukları etkileşimleri anlamaya çalışırken, günlük yaşamda karşılaştığımız kelimeler ve kavramlar bizlere bazen derin bir anlam katmanının kapılarını aralar. “Girift” kelimesi de bu kelimelerden biri. Her ne kadar kelime dilimizde sıkça karşılaşılan bir terim olmasa da, toplumsal bağlamda düşündüğümüzde çok daha geniş anlamlar taşır. Girift olmak, karmaşık, iç içe geçmiş, çok boyutlu bir durumdur. Sadece dilsel değil, toplumsal ilişkilerde de girift olma durumu vardır. Bir insan, yaşamını ya da deneyimlerini bu giriftlik…
6 YorumKüfe Nasıl Yazılır? Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyasal Analiz Güç, iktidar ve toplumsal düzen arasındaki ilişki her siyaset bilimcisinin incelemeyi istediği, ama aynı zamanda oldukça karmaşık ve derin bir temadır. Toplumlar, bireylerin ve grupların davranışları aracılığıyla şekillenir ve bu şekillenme, tarihsel, kültürel, ekonomik ve siyasal faktörlerin etkisiyle sürekli bir dönüşüm içindedir. Peki, bu toplumsal yapılar arasında “küfe” gibi basit ama anlam yüklü bir terim nasıl şekillenir? Bu soruyu, siyasal bağlamda ele almak, güç ilişkilerinin, ideolojilerin ve kurumların etkisini anlamak adına önemlidir. Küfe, çoğunlukla Türkçe’de bir ölçü birimi olarak kullanılsa da, bu terimin kökeni ve dildeki yeri üzerine…
4 Yorum